11 Aralık 2009 Cuma

Köpeğinizi uyutmak zorunda kalmak...

Eşimin evlenmeden önce sahip olduğu 2 tane köpeği vardı, bizim ev apartman dairesi olduğu için evlendikten sonra da minişler kaynanoşun bahçesinde kalmaya devam etti. Ama biz sık sık gider sever oynardık. Eşime inanılmaz düşkünlerdi. Daha minicikken gelmiş ellerine, biberonla beslemiş büyütmüş. Son zamanlarda çapkın bir erkek olan miniş hareket etmez oldu. Bir gün ağzı burnu kanamaya başladı, hemen veterinere götürüldü, beyninde ur varmış. 1 hafta içinde de kör oldu, koku almaz oldu. Sabahlara kadar korkudan ağlıyormuş, eşi olan minişe sokulup uyuyormuş. Ama bu sabah gene her taraf ağzından burnundan akan kanlarla kıpkırmızı olunca eşim uyutmayı düşündüğünü, onu bu halde görmeye katlanamadığını, aslında yaşamadığını (görmüyor, koku almıyor, pek hareket edemiyor) ve acı çekmesini istemediğini söyledi evden çıkarken. Ben de düşünelim olmaz filan diye sayıklıyordum. Meğer o zaman kararını vermiş, öğlen aradığında ağlıyordu koca adam hıçkıra hıçkıra, gömdük onu diye... Ben de çok üzüldüm ama onun kadar üzülmem mümkün değil tabi. Benim de bir muhabbet kuşum vardı, köpeğe kıyasla insana ne kadar yakınlık gösterebilir ki, ama biz birbirimizden ayrılmaz olmuştuk,anlatamam yani hissttiklerimi, bir gün apansız öldü ve ben uzun süre kendime gelemedim, hala içim cız eder. 7-8 senedir bebeklikten beri baktığım köpeğim ölmüş olsaydı komaya girerdim heralde...

Ne yapsam ne etsem kocamın acısını hafifletsem, hiç bilemiyorum....

4 yorum:

tuğba dedi ki...

üzüldüm...kötü..

DaiSy dedi ki...

Ayyy içim çızzz etti. Çok üzüldüm. Ne yazsam diye çok düşündüm ama farkettim ki ne yazsam boş..

mariposa dedi ki...

Birdaha hiç bir hayvan almamaya karar verdik, biz aşırı bağlanıyoruz, kaybedince hayatımızdan bir parça kayboluyor :(

kara kitap dedi ki...

işte ben de bu yüzden eve hayvan almıyorum.insanın sevdiğini kaybetmesi çok zor.çok üzüldüm.bu arada seni mimledim.proust anketi.