10 Ağustos 2010 Salı

Amerikayı fethettim :) (Birinci bölüm)

Merhaba arkadaşlar,
Nihayet dönebildim, çok uzuuuun ve yorucu bir tatil oldu. Yavaş yavaş herşeyi yazıcam, yazayım ki birgün sizin de yolunuz oralara düşerse benim yaptığım hataları yapmayın:)

Pazar günü sabahın köründe kalktık, uçak 7.30da olduğundan ve kocamın havaalanına erken gitme saplantısı olduğundan 2 saat önce orada olmamızı sağlayacak bir shuttle ayarladım. Hani şu seyehate yönelik kredi kartları tarafından belli bir ücret karşılığı istediğiniz saatte evden alınıyorsunuz ya, işte ondan. Neyse, biz daha karga b.kunu yemeden havaalanında olduk. Koca bey söylenmeye başlamıştı, vay senin bu iş seyehatin nerden çıktı, çok uzun 15 saat yol nasıl çekilir bıdı bıdı... söylemlerinden sonra uçağa bindik, İstanbul aktarmalı, daha sonra da Şikago, ordan Washington. 3 uçak değiştirdik yani, toplamda da 23 saat sürdü. Ama olan bana oldu, ben zaten 72 kiloluk irikıyım bir hatunum, kocam da pehlivan misali kocaman bişey. Bize uçak dar geldi, itişe kakışa geldik resmen. Bi de benim alanıma yaylıyo, dipdibe fenalıklar geçirdim.

Neyse,yapış yapış bir yolculuktan sonra indik uçaktan. Ey Washington, sen ne güzel, ne düzenli bir şehirsin. Otele ulaşmak kolay oldu,metro otobüs hallettik. Kaldığımız otel çok merkezi bir yerde lüks bir oteldi. Üstelik de fiyatı bayağı uygun oldu. Bunu da açıklamak istiyorum çünkü gezimizin birsonraki durağında bu sistem yüzünden kafayı yiyecektim. Amerikada gezi siteleri var, internet üzerinden herşeyi halledebiliyorsunuz. Öncelikle kalacağınız bölgeyi seçiyorsunuz, otelin yıldızını ve genel yorumlara,fiyata bakarak ve şansınıza da güvenerek otelin ismini görmeden o otel seçip parasını ödüyorsunuz. Yani oteli seçip rezervasyonu onayladığınız anda para hesaptan çekiliyor ve o anda otelin adını öğreniyorsunuz. Bu nedenle de fiyatlar çok uygun olabiliyor. Netekim ben neredeyse yarı fiyatına kaldım. En kötü tarafı da iade veya değişiklik yapamıyor olmanız. Şimdi bunu neden açıkladım, onu da yazımızın ikinci bölümünde anlayacaksınız :)

Şahane merkezi bir otel, bizim keyfimiz gayet yerinde, ben eğitim nedeniyle sabah çıkıp akşam otele dönüyorum, koca bey kendi başına geziyor. Eğitim de eğitim ama, valla çok güzeldi, hem konu ilgi çekici hem de ilgi ikram süper, çok da sıkmadılar. Sabah kahvaltı, öğleden sonra snack dedikleri hergün değişen bir çeşit ikram, çay kahve kola meyvesuyu gani gani, çeşit çeşit, iç içebildiğin kadar. Söylemeden geçemeyeceğim, bi gün ders esnasında kapı çalındı, adamın biri elinde kovalarla girdi, dedim herlade temizlik yapacak ::) meğerse adam buzlu kovalar içerisinde dondurma getirmiş. :) şimdi bunu niye anlatıyorum, hiç mi dondurma yemedik hayatımızda :) Adamların kendilerini tanıtmak, katılımcıları memnun etmek için yapmadıkları şey kalmadı. Ödenek de ayırmışlar, her türlü konforu sağlamışlar. Bir de bizi düşündüm, kendi kurumumu, bize verdikleri değeri, çalışan memnuniyetini... Kıyas götürmüyor maalesef. Zaten adamlar kendi çalışanlarına da süper lüks imkanlar sağlamışlar, kıskana kıskana bi hal oldum :)

Değinmek istediğim birbaşka konu daha var, insanları gözlemledim. Bu Amerikalılar hakikaten soğuk mevhumu olmayan insanlar. Tamam dışarısı yanıyor ama neden klimayı en soğuk ayarda çalıştırıp buz gibi yerde oturuyosunuz. Valla bir ara soğuktan ölecem zannettim, Allahtan yanımda bir hırka vardı da durumu kurtardım. Onlar bana uzaylı muamelesi yaptı bu yüzden ama olsun :) Bi de bu parmak arası terliklerde ne buluyorlar onu anlamadım, millet takım elbisesinin altına, kotun altına gezmede resmi yerlerde hep bunu giyiyor. Benim de var ama deniz kenarında filan kısa süreli kullanılacak yerlerde giyiyorum, onda bile hemen parmaklarımın arası yara oluyor, acıyor. Bunlar saatlerce gezebildikleri gibi, kendi el kadar bebelerine de bundan giydiriyorlar. Ha bi de yaz kış giyiyorlar:) 3 sene önceki seyehatim kışa denk gelmişti, ben üzerimde palto olmasına karşın soğuktan gebermek üzereyken bunlar parmak arası terlik giyiyordu. Anlamadım, anlamak da istemiyorum :)

Eğitimden kendime de pay çıkardım, ingilizcem çok gerilemiş, çok moralim bozuldu, hiç zorlanmazdım şimdi ciddi ciddi konuşurken zorlanıyorum. İşler yığılmış ben yokken, hafifleteyim biraz da artık her gün 1 saat kadar ingilizce çalışmaya başlıycam.

Şimdi geliyoruz yolculuğumuzun ikinci ayağına. Bu kısım biraz kabusvari geçti. Washingtondan uçakla Los Angeles bölgesine geçtik. Ama arkası yarıınnnnn :)))

2 yorum:

TUĞBA dedi ki...

hoşgeldin...
ne güzel amerikalarda gezdin...
ikinci bölümü sabırsızlıkla bekliyorum...

mariposa dedi ki...

Hoşbulduk Tuğbacım, ikinci bölümde pek iş yok :) Üçüncü bölümü bekle:)