6 Ocak 2010 Çarşamba

Karmakarışık...

İçimde bir sıkıntı var, yeni yıl hoş geldi ama boş geldi heralde, bana şimdilik iç sıkıntısı, kocayla sudan sebeplerle tartışma, işyerinde boş işlerden başka bişey getirmedi. Neyim var bilemiyorum, içimden hiçbirşey yapmak gelmiyor. Suratım asık olunca koca da ne var ne asıyosun suratını diye bana çıkışıyor. Sanki ben poliyannayım, sürekli gülmek zorundayım.

Akşamları eve dönerken ayaklarım geri geri gidiyor. Hiç mutlu değilim, kendimi yapayanlız hissediyorum. Kocanın uzak seyehatlere gitmesini ya da işlerinin yoğunluğu nedeniyle eve pek gelememesini diliyorum içinden. Çünkü bu aralar onun varlığı bana yanlızlığımı daha çok hissettiriyor. Evlilik aşkımı henüz öldüremedi ama çok ciddi yaraladı, kan kaybından ölmesi yakındır heralde:)) İşin garibi ikinci çocuk planları kuruyorum, sırf yavrum bu hayatta yanlız kalmasın bir kardeşi olsun diye. Başka hiçbir amacım yok tekrar çocuk sahibi olmak için.

Bir insanın kocasıyla hiç mi ortak zevki olmaz, ben neden görmedim, evlenirken gözüme perde mi inmişti? Bayılarak izlediğim bir sinema filminin ilk karesinde yanımda horlamaya başlayan bir kocayı o an boğmak istemem suç mu? Bu koca hayat bu yanlızlık duyguları içinde nasıl geçer? Peki bu yanlızlık duygusu içimden nasıl geçer? Manik depresif miyim, bi an kendimi mutlu ve şanslı hissederken en ufak bir olumsuzlukta ne kadar mutsuz olduğumu hatırlıyorum. Şımarık mıyım, kocanın dediği gibi bir eli yağda bir eli balda mıyım, evet dağınığım ama tahammül sınırlarını zorluyor muyum, mutsuzluğumun suçu ve çaresi bende mi?